Savaş teknolojisi tarihinde asıl kırılma anları genellikle yeni bir silahın icadından değil, var olan araçların yeni bir düzen içinde bir araya getirilmesi ve stratejik araç olarak kullanılmasıyla ön plana çıkmaktadır. Makineli tüfek, keşif gözetleme araçları, tank, İHA’lar tek başına birer araçtır; bu araçları ortak bir doktrin altında toplayan örgütlenme biçimi savaşın gidişatını değiştiren asıl önemli hususlardan biridir. İnsansız araçların sayısının her geçen gün hızla arttığı bir sistem içerisinde, asıl mesele artık tek tek üretilen sistemlerin kabiliyeti ile sınırlı değil, bu araçların ortak bir komuta hattı altında birlikte hareket edebilme derecesidir. Türk savunma sanayiinde bu yaklaşım Dijital Birlik adıyla anılmaktadır.
1. ABD'nin JADC2 programı
Farklı harekât ortamlarındaki unsurları tek bir komuta katmanında toplama fikrinin kökü Türkiye'de ya da Ukrayna'da değil, Pentagon'dadır. 2019'dan bu yana geliştirilen Müşterek Tüm-Alan Komuta ve Kontrol (Joint All-Domain Command and Control, JADC2) kavramı, uzay, hava, kara, deniz ve siber uzaydaki seçili ABD unsurlarını birbirine bağlamayı hedefliyor. 2023'te ise müttefiklerle birlikte çalışabilirliği öne çıkaran bir yeniden markalamayla program CJADC2 adını almıştır. Asıl ilginç olan, programın bugün ulaştığı kapasitedir. ABD Sayıştayı (GAO), Nisan 2025'te yayımladığı denetim raporunda önemli bir tespit yapmıştır. Savunma Bakanlığı 2019'dan beri CJADC2'yi tanımlamaya çalışıyor, ama yatırımları yönlendirecek, ilerlemeyi ölçecek kapsamlı bir çerçeve hâlâ kurulamamıştır. Kara, deniz ve hava kuvvetleri kendi veri entegrasyon kabiliyetlerini büyük ölçüde birbirinden bağımsız geliştirmeye devam etmektedir. Aşırı kısıtlayıcı veri gizlilik sınıflandırması ise komuta-kontrol verisinin paylaşımının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. GAO'nun görüştüğü yetkililer bu sorunu çözmekle görevli bir birimin bile bulunmadığını, CJADC2 liderliğinin ise meseleyi kendi yetki alanının dışında gördüğünü söylemiştir.
“Temel zorlukları belirlemeden ve gidermeden, Savunma Bakanlığı'nın CJADC2 hedeflerine yönelik ilerlemesi sınırlı kalacaktır.”
— ABD Sayıştayı (GAO), GAO-25-106454, Nisan 2025
Bu tespit aslında yazının geri kalanı için de bir ölçüt vermektedir. Dünyanın en yüksek savunma bütçesine, en eski kurumsal birikime sahip ülkesi bile farklı harekât alanlarındaki unsurları tek bir veri mimarisinde birleştirmeyi altı yıllık çabaya rağmen tamamlayamamıştır.
2. Ukrayna: Ölçek İddiası ve Doğrulama Sorunu
Rusya-Ukrayna savaşı insansız sistemlerin yoğun kullanımı bakımından emsalsiz bir alan oluştursa da buradan çıkan rakamların büyük kısmı taraf açıklamasına dayanmaktadır ve bağımsız bir şekilde doğrulanamama sorunu ise temel bir sorundur. RUSI'nin hakemli dergisinde yayımlanan bir çalışma, tek yönlü taarruz dronlarına dair verileri çoğunun “şüpheli unsurlar” taşıdığını, özellikle saldırı büyüklüğüne ve önlenip önlenmediğine dair Rus iddialarının güvenilirliğinin tartışmalı olduğunu vurgulamaktadır.4 Bağımsız haber kuruluşları, Başkomutan Syrskyi'nin aylık imha rakamlarını dahi “bağımsız olarak doğrulayamadık” notuyla vermiştir.
Bu çekinceyle birlikte, kaynağı belirtilmiş taraf beyanlarının verdiği tablo aşağıdaki gibidir.
|
Gösterge |
Rakam |
Kaynak / dönem |
|
Ukrayna'nın teslim aldığını bildirdiği İHA sayısı |
~500.000 |
Haziran 2026, %95'i yerli üretim |
|
İnsansız Sistemler Kuvvetleri'nin bildirdiği aylık imha |
1.200+ |
Mayıs 2026 |
|
Bir FPV kamikaze dronun bildirilen montaj maliyeti |
400–500 $ |
2025–26 değerlendirmeleri |
Rakamların doğrulanabilirlik sorunu bir yana, işaret ettikleri eğilim; düşük birim maliyetli sistemlerin sayısal ölçekte kullanılması hem Rus hem Ukrayna kaynaklarında hem bağımsız akademik değerlendirmelerde ortak bir gözlem noktasıdır. 2024'te ayrı bir kuvvet komutanlığı olarak kurulan İnsansız Sistemler Kuvvetleri'nin varlığı da kurumsal düzeyde doğrulanabilir bir gelişme olarak ele alınabilir.
Otonomi seviyesinde ise, Ukrayna'nın kendi resmî politikası bu yazının vurgulamak istediği ayrımı doğrulamaktadır. Savunma Bakanlığı'nın kuralları muharebe kararında insanın döngüde kalmasını zorunlu kılıyor, yani insan operatörler angajmanın son aşamasında hedefi doğruluyor. Eski Dijital Dönüşüm Bakanı Mykhailo Fedorov, Temmuz 2025'te Ukrayna'nın insan pilotla bağlantısı olmadan hedef seçen bir dronu Kırım'da kullandığını ifade etmiş ama bu dronun seri üretime geçmediğine de dikkat çekmiştir. Yani tam otonom angajman sahada istisnai bir deneme düzeyinde kalıyor; kural olan hâlâ insan denetimine tabii bir sistemdir.
Yüzlerce, hatta binlerce insansız unsurun aynı harekât alanında bulunması tek başına bir kabiliyet değil, bir yönetim sorunudur. Her aracın ayrı operatör, ayrı konsol, ayrı veri formatı gerektirdiği bir yapıda sayının artması belli bir eşikten sonra etkinliği düşürebilir. GAO'nun ABD programı için tespit ettiği sorundur. Savunma bakanlığı kurumları tarihsel olarak birbirleriyle veri paylaşmakta zorlanan karmaşık sistemler geliştirmiş; hizmet koluna özgü gereksinimler, izole geliştirme süreçleri, müteahhitlere özel mülkiyetli mimariler bunun başlıca nedenleridir. Kritik teknoloji aracın kendisi değil, onu ortak bir taktik resim altında birleştiren yazılımdır.
Sahadaki ilerlemeye dair bir örnek: Ukrayna'nın 3. Kolordusu, Eylül 2026'da hava taşımalı kamikaze kara robotlarını cephe gerisine 10 kilometreden fazla mesafeye indiren bir operasyonu “dünyada bir ilk” diye duyurdu. Bağımsız bir Rus kaynaklı haber sitesi ise bu tür bir teslimatın Ukrayna için tamamen yeni olmadığını, sadece bu mesafede ilk kez kullanıldığını söylüyor.7 Bu, farklı ortamlardaki insansız unsurların tek bir görev planı altında birleşmesinin artık deneysel olmaktan çıktığını gösteriyor, ama aynı zamanda iddianın kapsamı konusunda bile kaynaklar arasında nüans farkı olduğunu örnekliyor.
Mimari tarafta sorunun özü veri modeli birliği. İnsanlı platformdaki komuta sistemiyle insansız aracın üzerindeki görev sistemi aynı veri yapısını, aynı haberleşme altyapısını kullanmıyorsa aralarındaki her etkileşim bir çeviri katmanı, dolayısıyla bir gecikme ve hata kaynağı yaratır. NATO literatüründe “insanlı-insansız takım çalışması” (MUM-T) başlığı altında tartışılan meselenin teknik çekirdeğini oluşturmaktadır.
3. Türkiye örneği: ADVENT ailesi
HAVELSAN'ın kendi kurumsal tarihçesine göre ADVENT projesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ARMERKOM ile birlikte 2010'da başlamıştır. Sistemin ilk resmî sürümü yoğun bir fabrika kabul testi sürecinin ardından Mart 2019'da TCG Kınalıada (F-514) korvetinde hizmete girmiştir.8,9 Şirketin kendi açıklamasına göre yazılım Türk mühendisler tarafından yaklaşık 6 milyon satır kod yazılarak geliştirilmiştir9 HAVELSAN'ın güncel verilerine göre ADVENT SYS bugün su üstü, su altı ve hava harekât ortamlarındaki 85'ten fazla platformda aktif kullanılmaktadır.10 Sistemin insansız unsurlara açılımı tek bir üründen değil, katmanlı bir aile yapısından gelmektedir.
ADVENT ailesinin işlevsel katmanları (HAVELSAN kurumsal kaynakları)
|
Bileşen |
İşlev |
Konuşlandığı taraf |
|
ADVENT SYS |
Ana savaş yönetim sistemi; Link 11/16/22, SIMPLE, JREAP, VMF desteği |
İnsanlı platformlar |
|
ADVENT ROTA |
İnsansız platform görev ve seyir yönetimi; Faz-1 testi 2023'te tamamlandı |
İnsansız araç üzeri |
|
ADVENT KALYON |
Yer kontrol istasyonu görev sistemi |
Komuta merkezi |
|
ADVENT MARTI |
Hava platformlarına özgü komuta kontrol; veri füzyonu |
Uçak / helikopter / İHA |
|
ADVENT UFUK |
Deniz güvenliği, durumsal farkındalık, Tanımlanmış Deniz Resmi paylaşımı |
Sivil/askerî otoriteler |
Mimarinin belirleyici özelliği, ADVENT ROTA'nın ana sistemle aynı veri yapılarını, aynı haberleşme altyapısını kullanmasıdır. Böylece ADVENT'li platformlarla insansız araçlar arasında doğrudan komut ve veri akışı mümkün oluyor. Bu yaklaşımın ilk somut uygulaması HAVELSAN – Yonca Onuk Tersanesi ortaklığıyla üretilen, ilk testlerini tamamlayan SANCAR silahlı insansız deniz aracıdır. HAVELSAN kendi tanımında ADVENT SYS'yi “kural tabanlı ve bütünleşik karar destek sistemi” olarak aktarmaktadır. Operatörün tanımladığı kurallara uyan tespitler yapıldığında operatörü uyarma, bilgilendirme, belirlenmiş eylemleri otomatik işletme kabiliyeti sunmaktadır. Bu ifade de bir önceki bölümdeki insan-döngüde vurgusuyla tutarlı: sistem karar desteği sunuyor, kararın yerini almıyor.
HAVELSAN'ın resmî proje listesinde ADVENT yalnızca Türk Deniz Kuvvetleri için değil, MİLGEM SYS, Pakistan Korvet SYS, Ukrayna Ada Sınıfı Korvet SYS, LHD SYS ve açık deniz karakol gemisi projelerinde de yer almaktadır.10 2025'te Şili Deniz Kuvvetleri ile imzalanan anlaşma kapsamında iki fırkateyne ADVENT kurulacak olması, sistemi Asya, Avrupa, Afrika ve Güney Amerika olmak üzere dört kıtaya taşımıştır.
Sanayi göstergesi
Teknolojik iddianın sanayi tarafındaki karşılığı ihracat verilerinde daha net bir şekilde açıklanmaktadır. Görgün'e göre sektör 2024'ü 7,1 milyar dolar ihracatla kapattı; 2025'i ise yaklaşık yüzde 48 artışla 10 milyar 54 milyon dolar olarak tamamlamıştır. Bunun 9 milyar 870 milyon doları mal, 184 milyon doları hizmet ihracatı. Görgün aynı açıklamada savunma ve havacılığın Türkiye'nin toplam ihracatındaki payının 2022'deki 4,4 milyar dolarlık seviyeden yüzde 3,7'ye yükseldiğini ifade etmiştir.
Türk savunma ve havacılık sanayii ihracatı (SSB Başkanı Görgün'ün açıklamaları)
|
Yıl |
İhracat |
Değişim |
|
2002 |
248 milyon $ |
— |
|
2023 |
5,5 milyar $ |
— |
|
2024 |
7,1 milyar $ |
+%29 |
|
2025 |
10,05 milyar $ |
+%48 |
|
2026 (beklenti) |
11 milyar $ üzeri |
— |
Bu eğri salt olarak ticari bir gelişme olarak okunmamalıdır. Komuta kontrol yazılımı ihraç eden bir ülke alıcıya tekil bir platform değil, bir harekât mimarisi satıyor demektir. Alıcı taraf sonraki tedariklerinde de aynı veri standardına bağlı kalmak zorunda kaldığından, yazılım ihracatı uzun vadeli bir bağımlılık ve nüfuz ilişkisi kurmaktadır. Bu yüzden savaş yönetim sistemleri, savunma ihracatının en yüksek stratejik kaldıraca sahip kalemleri arasındadır.
Tartışma
Alanın hızlı ilerlemesi iddiaların doğrulanabilirliği meselesini gölgede bırakmamalı. Bu meselenin ABD gibi en olgun programda bile GAO denetimiyle resmen tespit edilmiş olması, aşağıdaki soruların spekülatif değil, alanın yapısal sorunları olduğunu gösteriyor. İlk sorun otonomi seviyesinin muğlaklığıdır. Kamuya açık anlatımlarda otonom olan seyir, keşif, gözetleme ve karakol görevleri. Ukrayna'nın resmî politikası muharebe kararında insan onayını zorunlu kılmaktadır. HAVELSAN'ın kendi tanımı da karar desteğinden söz ederek bu karar desteğnin “Personel gerektirmeyen” ifadesi “insan denetimi olmayan” anlamına gelmemektedir.
İkincisi ise veri sınıflandırması ve kurumsal parçalanma sorunudur. GAO'nun ABD için tespit ettiği en kritik sorun aşırı kısıtlayıcı veri gizlilik sınıflandırması ve hizmet kollarının birbirinden izole geliştirme yapmasıdır. Tek bir üreticiye bağlı, kapalı mimarili sistemlerde daha az, çok paydaşlı ve çok müttefikli sistemlerde daha fazla görülmesi beklenen bir sorundur. Bağlantı kopması senaryosu da cevapsız kalmıştır. Merkezî komuta mimarisinin tek nokta arızası riski taşıyıp taşımadığı, bağlantı kesildiğinde araçların görevi bağımsız sürdürebilme derecesi kamuya açık kaynaklarda belirsizdir.
Üçüncüsü ise siber saldırı yüzeyi meselesidir. Yazılım merkezli mimariler donanım ağırlıklı sistemlere göre daha geniş bir saldırı yüzeyi üretmektedir. Bu, otonomi kazanımının kaçınılmaz maliyet oluşturmaktadır.
Son olarak taraf açıklamalarının doğrulanamaması: Ukrayna ve Rusya kaynaklı kayıp/imha rakamları sistematik olarak çapraz doğrulanamıyor; bu yalnızca propaganda kaygısı değil, sahadaki gerçek etkinlik ölçümünün de metodolojik bir sorundur.
Sonuç
Savaşın seyrindeki değişim tek bir teknolojik sıçramanın değil, üç eğilimin kesişiminin ürünü: birim maliyetin düşmesi, üretim hacminin artması, bu kalabalığı yönetebilen yazılım katmanının olgunlaşmasıdır. İlk ikisi, taraf açıklamalarındaki doğrulanabilirlik sorunlarına rağmen Ukrayna sahasında kabaca gözlemlenebilir hale gelmiştir. Üçüncüsü ise tartışma konusudur. ABD Sayıştayı'nın kendi hükümeti için tespit ettiği gibi, bu alandaki en büyük bütçeye sahip aktör bile altı yıllık çabaya rağmen kapsamlı bir çerçeve kuramamıştır.
Türkiye'nin bu denklemdeki konumu savunma teknolojileri kapasitesini geliştirme çabalarının bir ürünüdür. 1974 Kıbrıs harekatı sonucunda çeşitli ambargolar ile sınırlandırılan savunma sanayi kapasitesinin son dönemlerde gösterdiği operasyonel ve ihracat kapasitesi ile bugün dünyada kürsel silah ve savunma ihracatında 11. sırada yer almayı başarmıştır. İlerleyen dönemlerde gelişen teknoloji ve mühendisliklerle Türk savunma sistemlerinin tercih edilebilirliğinin artması ve müttefikliklerde farklı bir boyuta ulaşılması mümkündür. HAVELSAN'ın kendi kurumsal kaynaklarına göre 2010'dan bu yana geliştirilen ve bugün 85'ten fazla platformda kullanılan ADVENT ailesi bu geçişin somut göstergesidir. Ama bu iddianın gerçek sınavı fuar demolarında ya da kontrollü tatbikat ortamlarında değil, elektronik harbin yoğun, haberleşmenin kesintili, hedef ayrımının belirsiz olduğu gerçek harekât koşullarında verilecektir. Tıpkı ABD'nin CJADC2'sinin de aynı sınavdan henüz geçmemiş olması gibi. Mevcut aşamada en doğru değerlendirme şudur: entegre ve kolektif hareket eden sistemlerin inşası operasyonel anlamda başarı sağladığında personel kaybını minimalize eden istihbarat, keşif, gözetleme ve aktif harekete geçme noktasında önemli bir destek unsuru olacaktır. Bu bağlamda üretilen yerli sistemlerin farklı ülkelere satılması ve saha da gözlemlenmesi ise bu teknolojinin geliştirilmesi için önemli bir parametre olduğunu ifade etmek gerekir.
KAYNAKÇA
1. U.S. Government Accountability Office, “Defense Command and Control: Further Progress Hinges on Establishing a Comprehensive Framework”, GAO-25-106454, 8 Nisan 2025. gao.gov
2. Breaking Defense, “Return of CJADC2: DoD officially moves ahead with 'combined' JADC2 in a rebrand focusing on partners”, 2023. breakingdefense.com
3. U.S. GAO, GAO-25-106454, tam metin ve bulgular. gao.gov
4. “Precise Mass in Action: Assessing Ukraine's One-Way Attack Drone Campaign”, RUSI Journal (Taylor & Francis), 2025. tandfonline.com
5. Kyiv Independent (Yahoo News üzerinden), “Over 89,000 Russian targets struck in May using drones, Ukraine's commander claims”, 2026.
6. The Conversation, “Russia-Ukraine war is accelerating the dangerous race toward fully autonomous drones”, 2026.
7. Newsweek, “Ukraine launches world first airborne robot assault behind Russian lines”, 2026.
8. HAVELSAN, kurumsal “Hakkımızda” sayfası — ADVENT tarihçesi ve kilometre taşları. havelsan.com/tr/hakkimizda
9. Savunma Sanayist, “ADVENT Savaş Yönetim Sistemi” (HAVELSAN'ın açıklamalarını aktaran teknik dosya).
10. HAVELSAN, kurumsal ürün sayfası — “ADVENT: Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi”.
11. Defenceturk.net, “GENESİS ADVENT Savaş Yönetim Sistemi” (HAVELSAN'ın karar destek sistemi tanımı).
12. MilDefIn, “HAVELSAN ADVENT, 4 kıtada”, 2025.
13. Anadolu Ajansı, “Savunma ve havacılık ihracatta 10 milyar dolar eşiğini aştı” — SSB Başkanı Haluk Görgün'ün açıklamaları.


Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!